enable_page_level_ads: true });

Dalmaçyanın İncisi ; DUBROVNİK

2
Şu sıralar Hırvatistan hakkında o kadar çok soru gelmeye başladı ki herkese tek tek cevap vermek zor olacağı için bloguma yazmaya karar verdim.2 sene önce vize uygulanması başlayacağını duyar duymaz arkadaşımla aman geç kalmayalım gidip bu güzel tarih kokan şehri görelim hemde yaz vakti denize de gireriz dedik ve ETS’den tur satın aldık o dönem bangır bangır anonslar yapıldı son vizesiz turlar diye işte tam da Ağustos sonu zafer bayramıyla birleştirdiğimiz tur ile Hırvatistan’a son vizesiz giden Türkler olarak adımızı da kazımış olduk.ETS’nin Atlas jet uçaklarıyla yaklaşık 1,5 saatlik bir uçuşla Dubrovnik havalimanına indik burdan ETS otobüsleri bizi karşıladı her otobüste ayrı ayrı tur rehberlerimiz vardı.Yaklaşık 20 dk sonra Dubrovnik eski şehir merkezi’ne (stari grad) ulaştık ilk olarak gördüğümüz manzara harikaydı bizi oralara kadar götüren bu manzaraya canlı şahit olmak gerçekten heyecan vericiydi manzarayı gören bir tepede durduk ve burada meşhur Dubrovnik eski şehir fotoğraflarını çektik.
Hava Biraz puslu olduğu için o istedğim harika fotoğrafları çekemedim ama yinede güzel
Yeşillikler ve deniz kıyıya doğru uzanmış koca bir tarih şehri

Dubrovnik’e ulaştığımızda sıra panoromik bir tur yapmaya gelmişti otellerimize giriş yapmadan önce şehiri gezecektik, bu sırada önce eski şehir girişinin hemen üst tarafında bulunan cafelerde oturup soluklandık burda neredeyse her turistin elinde dilim pizza görmeniz muhtemel bizde satılan ekmek arası döner gibi burdada dilim pizza satılıyor tabiki hiçkimseden geri kalmam bir dilimde ben alıverdim iki seçenek var ya vejeteryan yada domuz füme etli olanını tercih edebiliyorsunuz.

Daha şehre girmedik manzara bu 🙂
Sol yanımda bu manzara
Sağ Yanımda bu manzara
Old Town’a giriş kapısının hemen üs kısmında bulunan çeşmeden  avuçlarımızla su içtik kimi  boş şişelerine doldurdu kimisi de ben o sudan içmem dedi 🙂
Dubrovnik eski şehir giriş kapısı birçok turist unesco tarafından korunmaya alınmış bu güzel şehri görmeye gelmiş gittiğim dönemde Türkiye’den vizesiz olduğu için herbiryanımız türk turist kaynıyordu ve tabiki türk seyahat acentaları.Hırvat kadınları ve erkekleri genelde sarışın ve uzun boylu iri yapılı sert mizaçlı olduğundan gördüğünüz heryerde kolaylıkla tanıyabiliyorsunuz.

Stari Grad (Eski Şehir) tarihi açıdan ortaçağ boyunca korunduğu için ilk eczane,ilk yetimhane,ilk karantina gibi yerler var.Hatta rehberimizim anlattığına göre çok ilginçtir ki zamanında Evliya Çelebi’de bu şehre gelmiş ancak o günlerin amansız hastalığı olan veba salgını yüzünden onu da şehre almamışlar ve 120 günlük şehir dışında karantinada bekleme süresi başlamış ancak Evliya Çelebi bu durumdan çok sıkılmış ve şehri gezmeden sadece şehir dışından gördükleriyle notlar alıp yoluna devam etmek zorunda kalmış alıyacağınız Evliya Çelebi’ye bile görmek nasip olmayan şehri görmüş olduk ve onun yerine de bizler yazıyoruz kime niyet kime kısmet diye boşuna dememişler.

İşte taş duvarlar işte tarih dolu kıyıda limana uzanan harika Stari Grad Tura başlıyoruz Bokar, Minceta, St. Jean ve Revelin Burçları, Lovrijenac Kalesi,Pile Kapısı ve Şehir Kapısı, Aziz Vlaho (Blaise) Heykeli, Onofrio Çeşmesi, Fransiskan Manastırı, St. Saviour Kilisesi, Stradun caddesi, Luza Meydanı, Orlando Sütunu, Saat Kulesi, Silahhane, Sponza Sarayı, Eski Liman, Dominikan Manastırı, Karantina-Lazareti, Hz. Meryem Göğe Yükseliş Katedrali, St. Blaise Kilisesi, Rektör Sarayını gezdik herbiri birbinine yakın mesafe olduğu için çok uzun zamanımızı almadı.
Sağlı sollu dükkanlar,hediyelik eşya,cafe,dondurmacı,elbise mağazası vb yerlere uğrayabilir alışveriş yapabilirsiniz.

Özellikle arka kısımda bulunan kuru meyve satan bir pazarları mevcut burada yaşayanlar çıkardıkları mahsülleri getirip bu pazarda satıyorlar oraya kuna (Hırvat para birimi) ile gitmeniz tavsiye olunur çünkü teyzelerimiz sanırım bazen euro hesabı yapmak ta zorlanıyor buradan meyve kurusu ve lavanta tarlalarıyla ünlü şehirin simgesi lavanta kokularından aldık.
Gündüz vakti bu papağanlar Eski şehrin maskotu olmuş durumda hemen hemen herkes fotoğraf çektirmek için sıraya giriyor.
Akşamda bu abla duruyordu kanatlarının altına alıverdi beni :)tahmini Hırvatların ilk soylarının boyları bu kadar vardır :)))
Rehberimiz özellikle Türkçe bilen restorant sahiplerinin olduğunu söyleyip buralarda yemek yememizi önerdi bizde türk mantığı rehber bu mekanlardan prim alıyordur kesin gel ingilizcemiz var daha güzel biryer bulup afiyetle yemeğimizi yeriz dedik ve sokak arasındaki bir restaurnata dalıverdik o kadar çok yorulmuştuk ki biran önce menüyü istedik deniz kıyısında olduğundan deniz mahsüllerinin iyi olduğunu düşündük ve ben karışık bir deniz mahsülü tabağı istedim karidesler,kalamar ve balık harikaydı midye için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ne yazık ki yolda geçerken gördüğüm onca midye tarlasının hakkını verememiş Hırvatlar ve bizdeki gibi midye dolma,midye tava çeşitleri yok sadece midyeyi haşlayıp önünüze koyuyorlar yine türk mantığımız çalıştı burda bir mideye restaurantımı açsak diye düşündük 🙂
İtalya’ya yakınlığı nedeniyle pizzaları ve harika şekilli dondurmalarını da yemenizi tavsiye ederim.

 

Adım adım bütün şehri bir günde turlayıp,limana geldiğimizde manzara bizi büyülüyor özellikle daha sonraki günlerde bu kısımdaki 360 Restaurantı keşfettik burada manzaraya karşı yemek yemenizi ve önceden yer ayırtmanızı tavsiye ederim.Panoromik turumuzu tamamladıktan sonra şehirden 15dk uzaklıktaki Valamar otel zincirlerine ait Valamar Lacroma Dubrovnik 4*otelimize geçtik ne iyi yapıp ta bu oteli tercih etmişiz yeşillikler içinde büyük bir havuzu bulunan, ön kısmı deniz arka kısmı köprü manzaralı harika bir otel ön kısmında bulunan otobüs durağından şehir merkezine 10-15 dakika arayla belediye otobüsleriyle çok rahat ulaşabilirsiniz biletiniz yoksa korkmayın otobüs şöförüne para verip bilet alabiliyorsunuz.Otelin diğer bir zinciri olan Valamar Dubrovnik President 5* yıldızlı otelin plajından yararlanabiliyorsunuz.
Otel muhteşem adaların görüntüsü ve günbatımı manzarası harikaydı.

 

Dubrovnik’te çok ahım şahım bir deniz beklemeyin ne yazık ki deniz kenarı çakıl içi ise kayalık gidecekler özellikle deniz ayakkabısı götürmeli yoksa benim gibi ayaklarınız yara bere içinde kalabilirsiniz.

Serbest vakitlerimizin birinde teleferiğe çıkmaya karar verdik yukarıya doğru tırmanan merdivenlerden telefriğe ulaşıyoruz buraya çıkarken adım adım Stari Grad’i seyretmek fotoğraf çektirmek mümkün manzaranın muhteşemliği taaa buradan aklımızı başımızdan alıyor.

Zirveden Kuşbakışı Dubrovnik manzarası burada birşeyler yiyip içerken aynı zamanda muhteşem manzarayı ayaklarınızı sandalyelere dayayarak izleyebilirsiniz.

Son olarak söyleyeceğim tek şey gitmediyseniz mutlaka gidin masal gibi akıllarınızda yer edecek bu muhteşem şehri görün.Dubrovnik’i burada bitirmek gerek yoksa yaz yaz bitmeyecek 🙂
Bir sonraki yazımda 1180 adaya sahip Adriyatik’te Dalmaçya kıyılarında uğrayabildiğim 3 ada’dan ve Karadağ-Budva-Kotor gezimden bahsedeceğim.
Share.

About Author

Keşif Perisi, tahmin edebileceğiz gibi harika bir keşif rehberi. Yeni yerler keşfetme arzusuyla çıktığım bu yolda mekanlardan,otellere, seyahatlerden, organizasyonlara kadar pek çok alanda yeni keşifler yapıyorum.

2 yorum

  1. Son yıllarda evremde bir çok arkadaşımdan övgü dolu sözler duyduğum Dubrovnik’i diğerleri gibi sadece yemekleri ve plajı ile değil, olması gerektiği gibi tarihi eserleri ve güzellikleriyle de gösteren bu yazınızı okuduktan ve onu süsleyen muhteşem fotoğraflarınızı gördükten sonra Dubrovnik’i gidip görmeye kesin karar verdim.Tavsiye ettiğiniz otel gerçekten oldukça iyi görünüyor.360 Restaurant tavsiyenizi de not aldım, kesinlikle es geçmeyeceğim.Geziniz sırasında, Stari Grad’ı ayaklarınızın altına seren zirve manzarasını panoramik olarak fotoğrafladıysanız buradan paylaşmanız mümkün mü?Elinize ayağınıza sağlık, teşekkürler.

  2. Bu arada söylemeden geçmeyeyim, bu sayfaya koyduğunuz son fotoğraf o muhteşem zirve manzarasının hakkını tam veremiyor gibi, çünkü manzaranın güzelliği sizin zarafetiniz ve güzelliğinizin gölgesinde kalmış.

Yorum bırakın